İsim Sözlüğü Sözlüğümüzde bulunan onbinlerce isme ait analiz, uzun bir çalışmanın neticesidir.
Bu rehber isminizi en doğru şekilde yorumlamanıza yardımcı olucaktır.

Soyadı Kavramının Sözlük Anlamı

Soyadı Kavramının Sözlük Anlamı

/Upload/c07b35a5-dbbd-4ca0-baa5-ecf91cb896dcsoyadı.jpg

    Soyadı, aynı aileye mensup bireyler tarafından kullanılan ve onları diğer
ailelerden gelen bireylerden ayırmaya yarayan addır. Bu fonksiyonu nedeni ile buna
‘aile adı’ veya ‘medeni ad’ dadenilmiştir. 2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 1’nci
.maddesine göre; Her Türk, öz adından başka soyadı kullanmaya mecbur olup,kural

olarak doğan her çocuk, babasının soyadını alır. Nesilden nesile intikal eden soyadı,
belli bir aileye mensubiyeti, çoğu kez de soy bağını gösterir.


    İnsanların henüz yerleşik hayata geçmedikleri, nüfusun çok az olduğu göçebe
dönemlerde bile toplumun içinde insanları birbirinden ayırt edebilmek için herkesin bir
adı olduğu bilinmektedir. Ancak, toplumların daha kalabalık ve yerleşik hale gelmesi
ile birlikte insanların toplumsal hayatta daha belirgin bir surette birbirinden ayırt
edilebilmesi ve aynı zamanda soyun devamlılığının sağlanması işlevini görmesi için
ikinci bir ada ihtiyaç duyulmuştur. İşte, soyadının köklerini, kişilerin adlarının önüne
veya arkasına eklenen daha çok ün veya lakap niteliğinde ya da kişinin ailesel, yöresel
ilişkisini gösteren bu ikinci adlara dayandırmak mümkündür.


    Soyun devamlılığını belirten bu sözcük, farklı kültürlerde değişik zamanlarda
kullanılmaya başlanmıştır; örneğin Çin’de MÖ 2000’li yıllarda İmparatorluk Buyruğu
ile herkesin babadan geçen bir aile adı olması zorunlu kılınmıştır. Roma Hukukunda
aile reisinin ( pater familias ) egemenliği (patria potestas) altında bulunan herkesin,
onun kişiliği ile bütünleştiği kabul edilmiş, bu açıdan aile reisinin hâkimiyeti (manus)
altında bulunan herkes o ailenin bir parçası sayılmıştır.

    Ayrıca Roma’da her kişinin öz adı (praenomen) yanında aynı gense mensup bütün şahıslar tarafından kullanılan gens adı (nomen gentilicum) ve aynı gens içindeki aileleri ayırmaya yarayan aile adı (cognomen) mevcut idi. Bu durum MS 4’üncü yüzyılda Hıristiyanlığın kabulüne kadar devam etmiştir. Aileye bağlılığı gösteren bu ikinci adların kullanımının sona ermesinde
Hıristiyanlığın aileden ziyade ferdi ön plana çıkaran anlayışı etkili olmuş ise de şahısların sadece öz adları ile çağrılmalarının ortaya çıkardığı sıkıntılar nedeni ile MS 12’nci yüzyıl itibari ile Avrupa’da nesilden nesile geçen bir aile adının yeniden doğarak  teamülî hukuk sahasında yaşadığını ve nihayet kanun koyucuların dikkatini çektiğini görmekteyiz. Örneğin 16’ncı yüzyıldan itibaren Fransa’da çeşitli kanun ve emirnamelerin konusunu adın teşkil ettiği görülmektedir. Ayrıca 1045’de İngiltere’de özellikle İrlandalıları kontrol altında tutabilmek amacıyla çıkarılan bir yasa ile “şehir, renk, meslek veya sanat” ifade eden sözcüklerin soyadı olarak alınması zorunlu tutulmuştur. Benzer bir kural 1900’lerin başında Almanya ve Avusturya’da yaşayan Yahudiler ile ilgili konulmuştur.


    Türklerin eski zamanlardan beri ailelerin (soyun) belirlenmesi amacı ile soyadı
kullandığı bilinmektedir. Ancak bu kullanım, yerleşik herhangi bir kurala dayanmadığı
için düzenli olamamıştır. İlk defa 1298 (1882) tarihli Nüfus Nizamnamesi gereğince
yapılan Nüfus Yazımında “kişilerin adlarının yanında, sanatı, şöhreti, baba adı ve ana
adının” yazılması Nizamnamenin 2’nci maddesinde hükme bağlanmıştır. Burada şöhret
sözcüğünün aile adı anlamında kullanılması ile yazılı belgelerde ilk defa bir anlamda
“soyadı” yer almıştır.

    Ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşunu izleyen yıllarda yapılan hukuk devriminin en temel yasası olan ve kişiler arasındaki özel yaşam ilişkilerini düzenleyen Medeni Kanunda soyadının kazanılmasına ve korunmasına ilişkin kurallara yer verilmiş olmasına rağmen Medeni Kanunda soyadı taşımayı zorunlu kılan herhangi bir kural bulunmamaktaydı. Ancak 1934 yılında Soyadı Kanununun yürürlüğe girmesi ve Soyadı kullanmanın zorunlu hale gelmesi ile Medeni Kanunun soyadına ilişkin hükümleri uygulama açısından önem kazanmıştır.